<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Akenna.Net Chat ,Chat sayfaları,Chat odaları,Chat kanalları,Chat Siteleri &#187; Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.akenna.net/kategori/saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.akenna.net</link>
	<description>Akenna.Net Chat ,Chat sayfaları,Chat odaları,Chat kanalları</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 18:33:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Soğuk Havalarda Kalbe Dikkat</title>
		<link>http://www.akenna.net/soguk-havalarda-kalbe-dikkat.htm</link>
		<comments>http://www.akenna.net/soguk-havalarda-kalbe-dikkat.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 18:33:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>epiCa</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk hava]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.akenna.net/?p=3314</guid>
		<description><![CDATA[Kalp, yüksek tansiyon ve kronik akciğer rahatsızlığı bulunanların, son günlerde yaşanan şiddetli soğuk nedeniyle daha da dikkatli olmaları gerekiyor Konya Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hasan Gök, yurt genelinde etkisini gösteren kış şartlarında yemek yedikten sonra soğuğa karşı yürümenin göğüs ağrısını, tansiyon yükselmesini, anjinayı (kalp damar daralmasına veya spazmına bağlı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp, yüksek tansiyon ve kronik akciğer rahatsızlığı bulunanların, son günlerde yaşanan şiddetli soğuk nedeniyle daha da dikkatli olmaları gerekiyor Konya Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hasan Gök, yurt genelinde etkisini gösteren kış şartlarında yemek yedikten sonra soğuğa karşı yürümenin göğüs ağrısını, tansiyon yükselmesini, anjinayı (kalp damar daralmasına veya spazmına bağlı göğüs ağrısı) tetiklediğini ve bunların da kalp krizine neden olduğunu bildirdi.<br />
Özellikle sabahın erken saatinde dışarı çıkmak isteyenlere tedbirli olmaları uyarısında bulunan Gök, &#8221;Vatandaşlarımıza, sabahları fazla yemek yemeden mutlaka yumurtayla, iç sıcaklığı artıracak süt, salep, bal veya şeker hastalığı olmayanlar için pekmez gibi kalori sağlayacak gıda aldıktan sonra dışarı çıkmasını tavsiye ediyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>Tok karına kalbin oksijen ihtiyacının arttığını, kalp damarlarına giden kan miktarının azaldığını belirten Gök, &#8221;Yemek yedikten sonra soğuğa karşı yürümek, göğüs ağrısını, tansiyon yükselmesini ve anjinayı tetikler, bunlar da kalp krizine sebep olur. Onun için gün geçmiyor ki bir davetten sonra göğüs ağrısıyla bir hasta gelmesin&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Bilhassa aşırı kilolu olanlara ekmek miktarını azaltması tavsiyesinde bulunan Gök, tam buğday ekmeğinden bir dilim yemenin, şekeri azaltmanın, dengeli beslenmenin hayati öneme sahip olduğuna dikkati çekti.Akşam yemeklerinin çok az ve hafif yenmesi gerektiğine dikkati çeken Gök, &#8221;Kalp hastası olanlar ölçülü yemeli ve mutlaka süt ve yumurta gıdasını az da olsa almalı. Öğle ve akşam hafif yemeli, mutlaka düzenli egzersiz yapmalı. Yani günde yarım saat yürümeli ama kalp damar hastalığı olanlar, rüzgara karşı, soğuğa karşı, tok karına yürürse kalp krizi geçirirler&#8221; ifadelerini kullandı.<br />
Dışarı çıkarken eldiven, bere ve boğazlı kazak kullanılmasının gerekli olduğunu anlatan Gök, şunları kaydetti:<br />
&#8221;Soğuk, doğrudan kalbi besleyen koroner arterlerde (kalbi besleyen damarlar) spazm yapıyor. Kalp damarlarındaki darlıkların yırtılması kalp krizine neden oluyor. Bu da ani tansiyon yükselmelerine ve ani ölümle sonuçlanabiliyor. Aynı şekilde, organlarda, elimizde veya yüzümüzde soğuğun etkisiyle spazm oluşması da tansiyonda ani yükselmelere sebep olabiliyor. Bu da yine kalp krizini tetikleyen önemli bir rol üstleniyor. Kalp krizi geçiren hastaların yüzde 15-20&#8242;si hastaneye ulaşamadan yaşamını kaybedebiliyor.&#8221;<br />
Kalp hastalığı olanların, ilaçlarını mutlaka almaları önerisinde bulunan Gök, şöyle devam etti:<br />
&#8221;Sabahları artan sinir sistemindeki uyarılma, kanda hormonların artışına neden oluyor. Sabahın erken saatlerinden öğleye kadar vücudun doğal ritme uygun şekilde kan basıncı artıyor. Kandaki pıhtılaşmayı sağlayan etkenlerin yapışkanlık değeri artıyor, hormonlar artıyor, dolayısı ile kalp krizi, ani ölüm hipertansiyon kalp komplikasyonları sabah erken oluşuyor. O nedenle hastalara, sabahları ilaçlarını almalarını tavsiye ediyoruz.&#8221;SİGARA SOĞUKTA DAHA DA ÖLDÜRÜCÜ OLUYOR<br />
Sigaranın ciddi ve ölümcül bir problem olduğunu dile getiren Gök, &#8221;Halkımız, soğuktan korunmak için bile sigara içiyor. Sigara tansiyonu zaten yükseltiyor, soğukta ona ilave edilince daha tehlikeli sonuçlar ortaya çıkıyor. Bu konuya çok duyarlı olmak lazım. Sigara koruyucu değil aksine öldürücü oluyor&#8221; dedi.Gıdalar konusunda &#8221;Sütte kanserojen maddesi var, etli mamullerde zararlı şeyler var&#8221; gibi değişik spekülasyonlar olduğunu savunan Gök, &#8221;Günün her saatinde süt öneriyoruz. Sabahleyin sıcak bir süt veya akşamları yarım bardak sıcak bir süt içilmesini ısrarla tavsiye ediyoruz. Özellikle 40-45 yaşından sonra kemik erimesine engel olması için de süt öneriyoruz. Her şeyin zararlı etkisi olabilir ama ölçüyü kaçırmamak lazım. Sütte, koruyucu bir takım katkı maddelerinin olduğu ifade ediliyor, bu konuda Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlükleri veya sağlık kuruluşlarına çok önemli görevler düşüyor&#8221; diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akenna.net/soguk-havalarda-kalbe-dikkat.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stresli dönemleri kolay atlatmanın yolları</title>
		<link>http://www.akenna.net/stresli-donemleri-kolay-atlatmanin-yollari.htm</link>
		<comments>http://www.akenna.net/stresli-donemleri-kolay-atlatmanin-yollari.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Nov 2011 12:46:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>epiCa</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[Stresten kurtulmanın yolları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.akenna.net/?p=3286</guid>
		<description><![CDATA[Mevsim geçişlerinde depresyon ve stres gibi durumlar kaçınılmaz oluyor. Peki bu gibi durumlardan en az hasarla kurtulmak için ne yapılmalı? Stresten ve depresyondan bir an önce kurtulmak istiyorsanız işte size uzmanların tavsiyeleri]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mevsim geçişlerinde depresyon ve stres gibi durumlar kaçınılmaz oluyor. Peki bu gibi durumlardan en az hasarla kurtulmak için ne yapılmalı?
<p>Stresten ve depresyondan bir an önce kurtulmak istiyorsanız işte size uzmanların tavsiyeleri</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akenna.net/stresli-donemleri-kolay-atlatmanin-yollari.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hemoroid Hakkında</title>
		<link>http://www.akenna.net/hemoroid-hakkinda.htm</link>
		<comments>http://www.akenna.net/hemoroid-hakkinda.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 18:18:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>epiCa</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[hemoroid]]></category>
		<category><![CDATA[kabızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.akenna.net/?p=3269</guid>
		<description><![CDATA[Ondan nasıl kurtulabiliriz? İşte öneriler&#8230; Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Ayhan Erdemir, hemoroidden kurtulmanın ilk yolunun dengeli beslenerek kabızlıktan kurtulmak olduğuna dikkat çekiyor. Hemoroidin mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini belirten Dr. Demir, “Sürekli kanaması olan ve bu nedenle yaşam kalitesi etkilenen hastaların tedavisinde de cerrahi yöntem öncelikle düşünülmelidir” diyor. Hemoroid, bağırsak alışkanlıklarındaki değişiklikler, başta gebelik olmak üzere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ondan nasıl kurtulabiliriz? İşte öneriler&#8230; Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Ayhan Erdemir, hemoroidden kurtulmanın ilk yolunun dengeli beslenerek kabızlıktan kurtulmak olduğuna dikkat çekiyor. Hemoroidin mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini belirten Dr. Demir, “Sürekli kanaması olan ve bu nedenle yaşam kalitesi etkilenen hastaların tedavisinde de cerrahi yöntem öncelikle düşünülmelidir” diyor.</p>
<p>Hemoroid, bağırsak alışkanlıklarındaki değişiklikler, başta gebelik olmak üzere karın içi basıncının arttığı durumlar, hareketsiz yaşam, çalışma şartları ve kalıtsal yatkınlık gibi nedenlerle oluşuyor. Yakınmaya neden olan birinci ve ikinci derecedeki hemoroidlerde tıbbi tedavi uygulanması gerektiğini söyleyen Dr. Ayhan Erdemir, şöyle devam ediyor: “Üçüncü ve dördüncü derecede ise öncelikle yine tıbbi tedavi ama başarısızlık durumunda ise cerrahi tedavi yapılmalıdır. Ayrıca sürekli kanaması olan ve bu nedenle yaşam kalitesi etkilenen hastaların tedavisinde de cerrahi yöntem öncelikle düşünülmelidir” diyor.</p>
<p>Dr. Erdemir, hemoroid oluşumunun en sık nedeninin yanlış beslenmeyle meydana gelen kabızlık olduğunu söylüyor. Posadan fakir beslenme biçimi ve az sıvı tüketimi ise kabızlığın başlıca nedenleri arasında gösteriliyor. Bitkilerin içeriğinde bulunan ve sindirim enzimleri ile parçalanmayan posalar, bağırsak çapının genişleterek hareketlerini artırıyor ve dışkının yumuşamasını sağlıyor. Hemoroid tedavisinde dışkıyı yumuşak tutmak için bol sıvı tüketmenin ve dengeli beslenmenin önemine değinerek, ayaküstü beslenme alışkanlığın hemoroid, hatta kalın bağırsak kanser riskini artırdığına dikkat çekiyor. <br />Hemoroidle baş etmenin 9 altın kuralı</p>
<p>Meyve kabuklarının posa açısından çok değerli olduğunu söyleyen Dr. Erdemir, hemoroidle baş etmenin yollarını şöyle sıralıyor: </p>
<p>1.Meyve suyu yerine meyvenin kendisini tüketin. Günde 3-5 porsiyon meyveyi posa açısından zengin olan kabuğuyla birlikte yiyin. </p>
<p>2.Günde 0,5- 2,5 litre arasında sıvı tüketin. Sıvı ihtiyacı gün içerisinde değişiklik gösterebilir. Aldığınız kalori kadar sıvı tüketin. Sıvının ancak posalı besinlerle birlikte etkili olacağını unutmayın.</p>
<p>3.Beyaz un yerine siyah unu tercih edin. Kepek ekmeği, buğday kepeği, yulaf ekmeği veya çavdar ekmeği tüketin. Buğday unu, beyaz una göre daha fazla posa içerir. 100 gr buğday kepeği 44 gr posa içerirken aynı miktarda beyaz un 3,2 gr posa içerir. Pilav, makarna, çorba yaparken de, kepekli unu tercih edin ve bol sebze ekleyin. </p>
<p>4.Sebze yemeyi ihmal etmeyin. Brokoli, enginar, kereviz, pırasa, ıspanak ve bezelye gibi sebzeler posa bırakarak hemoroid sıkıntılarının azalmasına yardımcı olur. Ancak bu gıdaların aşırı tüketilmesi gaz yakınmalarını artıracağı unutulmamalıdır. </p>
<p>5.Haftada iki kez kurubaklagil tüketin. İyi bir protein kaynağı ve posa bakımından zengin olan kuru fasulye, nohut, bulgur ya da mercimek haftada iki kez tüketilince bağırsakları yumuşatır ve hemoroid yakınmalarını azaltır. </p>
<p>6.Acıya dikkat edin. Acının direkt hemoroid yapıcı etkisi yok ancak acı, makat ağzındaki yanma hissi ve tam boşalamama nedeniyle ıkınma ihtiyacı artırır. Aşırı ıkınma ise hemoroidlerin büyümesine, şişmesine ve kanamasına neden olur. Acının direkt etkisi olmasa da hemoroidleri olumsuz etkiler. </p>
<p>7.Keskin lezzetlerden uzak durun. Acılı, ekşili, mayalı besinler, baharatlı gıdalar, hardal, kırmızı et, kızartma, çay ve kafeinli içeceklerden uzak durun. </p>
<p>8.Kilo verin. Fazla kilo, makat ağzına bası yapar ve hormonal etkilerle hemoroidal yakınmalarını artırır. Makat ağzındaki hemoroidal damarları saran bağ dokusundaki gevşemeler; damarların genişlemesine, şişmesine, ıkınma ile makattan dışarı sarkmasına, yapısının frajil olmasına ve hafif bir travma ile kanamasına neden olur.  </p>
<p>9.Egzersiz yapın. Beslenme biçimine dikkat etmek önemli. Ancak tuvalet alışkanlığını düzene soktuğunuzda ve egzersiz yaptığınızda, hemoroidal yakınmalarınız daha güçlü bir şekilde düzene girer.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akenna.net/hemoroid-hakkinda.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genital Estetik Nedir</title>
		<link>http://www.akenna.net/genital-estetik-nedir.htm</link>
		<comments>http://www.akenna.net/genital-estetik-nedir.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 18:13:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>epiCa</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Genital estetik]]></category>
		<category><![CDATA[Genital estetik nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[Genital estetik nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.akenna.net/?p=3268</guid>
		<description><![CDATA[Nedir kadınları huzursuz eden genital estetik ve fonksiyonel sebepler? Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Filip Taşhan genital estetik konusunda şunları söyledi: &#8220;Genital estetik ve fonksiyonel bozukluklar hanımların sosyal ve özel hayatlarını etkilediği gibi  günlük yaşantılarını, çalışma koşullarını ciddi derecede etkileyebilmektedir. Genital ve üriner (idrar  yolları) sistemlerden kaynaklanan sorunlar psikolojik sıkıntı ve/veya psikiatrik boyutlara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Nedir kadınları huzursuz eden genital estetik ve fonksiyonel sebepler? Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Filip Taşhan genital estetik konusunda şunları söyledi: &#8220;Genital estetik ve fonksiyonel bozukluklar hanımların sosyal ve özel hayatlarını etkilediği gibi  günlük yaşantılarını, çalışma koşullarını ciddi derecede etkileyebilmektedir. Genital ve üriner (idrar  yolları) sistemlerden kaynaklanan sorunlar psikolojik sıkıntı ve/veya psikiatrik boyutlara ulaşabilmektedir.&#8221;</p>
<p>Op. Dr. Taşhan, genital estetik bozukluklar veya şekil bozukluklarının tedavisi, günümüzde kadınların vücutlarını daha iyi tanımaya başlamaları, cinsel hayatlarının önemine daha çok varmaları dolayısıyla ön plana çıkmaya başladığını ifade ederken şöyle devam etti: &#8220;Hanımlar genital bölgelerinde hoşlarına gitmeyen anatomik yapıların düzeltilmesi için hekimlere başvurmaya başlamışlardır. </p>
<p>Genital estetik operasyonlar olarak adlandırdığımız grupta, cinsel ilişki sırasında veya  idrar yaparken sıkıntıya yol açabilen veya sadece estetik görünümü bozan; anatomik olarak normalden daha büyük yapıda olan küçük dudakların (labium minor) düzeltilmesi veya küçültülmesi operasyonu olan labioplasti ile genellikle doğumlardan sonra vajinanın ön ve arka duvarındaki genişlemelerin düzeltildiği vajinoplasti (vajen daraltma) operasyonları yer almaktadır. Himenoplasti  (kızlık zarı tamiri) ülkemizde yaşanabilecek sosyal sıkıntıları gidermek için uygulanabilen küçük cerrahi bir operasyondur.&#8221;</p>
<p>&#8220;Zor doğumlar, karın içi basıncın arttığı kronik kabızlık gibi durumlarda, vajinada ön ve arkar duvarda sarkmalar meydana gelebilir&#8221; diyen Op. Dr. Taşhan, şöyle devam etti: &#8220;Bu sarkmalara idrar kaçırma şikayeti de eklenebilir. Meydana gelen bu sıkıntıların bir kısmı ilaçlarla, bir kısmı kegel egzersizleri dediğimiz genital bölge kaslarının kasılarak çalıştırılması veya  biofeedback  fizik tedavi cihazları ile elektrik stimülasyonu yapılarak, daha ileri vakalar ise cerrahi ile tedavi edilmektedir. </p>
<p>Ameliyatsız idrar kaçırma tedavisi, disparoni (ağrılı cinsel ilişki) , vajinismus ( cinsel ilişkiye girememe veya çok ağrılı olması), vajen daraltma tedavileri doğru vakalarda iyi sonuçlar vermekte, ameliyat gereksinimi olmadan başarı sağlanabilmektedir. </p>
<p>Ameliyatsız idrar kaçırma tedavisi; genital bölge kaslarının bir egzersiz şeklinde planlı- programlı şekilde kasılarak çalıştırılması, buna elektriksel stimülasyon ile medikal destek verilmesi ile sağlanabilir. Anatomik yapının aşırı bozuk olmadığı durumlarda, vajinal sarkmanın, mesane sarkmasının abartılı olmadığı , idrar kaçırmanın hafif olduğu durumlarda biofeedback elektriksel stimülasyon tedavisi ile bu şikayetler ciddi derecede azaltılmakta veya tamamen kaybolmaktadır.</p>
<p>Disparoni ve vajinismus hem psikolojik hem fiziksel komponentler içermektedir. Jinekoloğunuza bu konulardaki şikayetlerinizi anlatmaya başlamak bile tedavide çok büyük bir adım olabilir&#8230; Her iki durumda da bölgeye dokunulabilmenin sağlandığı alıştırma egzersizleri ve genital bölge kaslarının çalıştırıldığı (kasılmanın ve gevşemenin sağlandığı) Kegel egzersizleri ile önce hekiminizle beraber belli seanslarla daha sonra da kendi kendinize yaparak çözüme ve tedaviye ulaşabilirsiniz. Kegel egzersizlerine yardımcı olarak veya  medikal – fiziksel tedavide etkiyi vulvaya (dış genital bölge ) ve vajen içine belli programlar  dahilinde elektriksel stimülasyon verilerek veya verilmeden biofeedback terapi ile disparoni ve vajinismus tedavisi yapılabilmektedir.&#8221;</p>
<p>İşte Op. Dr. Taşhan&#8217;ın bilgilendirmesi:</p>
<p>Doğum sonrası kasların kuvvetini kazanması, vajinal sarkmaların oluşmaması, ilerki dönemlerde idrar kaçırma olmaması için yurtdışında bazı ülkelerde elektriksel stimülasyon eşliğinde kegel egzersizleri yaptırılmaktadır. Böylece erken dönemde vajinal kasların tonusu sağlanarak vajen sıkılığı sağlanabilir, hem de cinsel isteksizlik gibi sıkıntıların başlamasına engel olunabilir. </p>
<p>Vajinal elektriksel stimülasyon, küçük bir vajinal prob yardımı ile yapılmaktadır. İki çeşit prob mevcuttur. Tedavinin ilk adımında kasların kasılması, uyarılması için farlı programlarda elektriksel uyarı verilmekte, ikinici aşamada ise biofeedback terapi ile vajen sıkılığı sağlanmaya çalışılmaktadır. </p>
<p>Kliniğimizde idrar kaçırma, vajinal ön ve/veya arka duvar sarklamalarının seviyesi jinekolojik muayenene ile tespit edilmekte, medikal tedavi, ameliyatsız biofeedback elektriksel stimülasyon ile tedavi ve cerrahi tedavi kişiye özel olarak planlanmakatadır.  Disparoni ve vajinismus tedavisi biofeedback terapi ile kasların gevşemesi sağlanarak yapılmakta, elektriksel stimülasyona ihtiyaç olmayabilmektedir. </p>
<p>  </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akenna.net/genital-estetik-nedir.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ameliyatta enfeksiyon riski</title>
		<link>http://www.akenna.net/ameliyatta-enfeksiyon-riski.htm</link>
		<comments>http://www.akenna.net/ameliyatta-enfeksiyon-riski.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 17:36:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>epiCa</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Cerrahi operasyon]]></category>
		<category><![CDATA[cihaz]]></category>
		<category><![CDATA[Enfeksiyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.akenna.net/?p=3270</guid>
		<description><![CDATA[Teksas’lı bir firma ameliyat sırasında enfeksiyon riskini azaltmak için tıbbi cihaz geliştirdi Birçok cerrahi operasyonda yaşamı tehdit eden enfeksiyon riski oluyor. Kullanılan antibiyotiklerden dolayı da gün geçtikçe bu enfeksiyonları tedavi etmek gittikçe zorlaşıyor. Dirençli enfeksiyonların tedavisinin maliyeti de yüksek oluyor. Geliştirilen cihaz kesi yerinin etrafında yüksek derecede saflaştırılmış havayla hava bariyer sistemi oluşturuyor. Basit bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Teksas’lı bir firma ameliyat sırasında enfeksiyon riskini azaltmak için tıbbi cihaz geliştirdi
<p>Birçok cerrahi operasyonda yaşamı tehdit eden enfeksiyon riski oluyor. Kullanılan antibiyotiklerden dolayı da gün geçtikçe bu enfeksiyonları tedavi etmek gittikçe zorlaşıyor. Dirençli enfeksiyonların tedavisinin maliyeti de yüksek oluyor.</p>
<p>Geliştirilen cihaz kesi yerinin etrafında yüksek derecede saflaştırılmış havayla hava bariyer sistemi oluşturuyor. Basit bir üniteyle kesiğe monte edilebilen cihaz saflaştırılmış hava yayarak kesiği bakterilerden korur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akenna.net/ameliyatta-enfeksiyon-riski.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne sütünün önemi</title>
		<link>http://www.akenna.net/anne-sutunun-onemi.htm</link>
		<comments>http://www.akenna.net/anne-sutunun-onemi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Oct 2011 21:31:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>epiCa</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim Çelik]]></category>
		<category><![CDATA[Emzirme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.akenna.net/?p=3258</guid>
		<description><![CDATA[İlk sütün bebeğin bağırsak florasının oluşumu üzerinde büyük katkısı vardır 1-7 Ekim Emzirme Haftasında Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim Çelik, anne sütü ile ilgili merak edilen sorulara yanıt getirdi. Bebeğin doğar doğmaz emzirilmesinin ne gibi faydaları vardır?Bebek doğar doğmaz emzirilmelidir. İlk sütün bebeğin bağırsak florasının oluşumu üzerinde büyük katkısı vardır. Ancak esas faydası [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İlk sütün bebeğin bağırsak florasının oluşumu üzerinde büyük katkısı vardır
<p>1-7 Ekim Emzirme Haftasında Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim Çelik, anne sütü ile ilgili merak edilen sorulara yanıt getirdi.</p>
<p><strong>Bebeğin doğar doğmaz emzirilmesinin ne gibi faydaları vardır?</strong><br />Bebek doğar doğmaz emzirilmelidir. İlk sütün bebeğin bağırsak florasının oluşumu üzerinde büyük katkısı vardır. Ancak esas faydası süt üretimini artırmasıdır. Ayrıca emzirme sırasında salgılanan hormonlar rahim duvarının kasılmasını tetikler. Bu sayede de plasentanın ayrılması daha kolay olur ve rahim kanaması ihtimali en aza iner. Yani ilk sütün sadece bebeğe değil aynı zamanda anneye de faydası vardır.</p>
<p><strong>Sezaryen doğumda bebeğin annenin yanına gelmesi gecikiyor mu?</strong><br />Normal doğumlarda bebek doğduktan hemen sonra anne memesine konulmalıdır. Sezaryen doğumlarda, eğer anne epidural anestezi altındaysa göbek bağı kesildikten ve bebek kurulandıktan sonra solunum dolaşım parameteleri istikrarlıysa operasyon devam ederken bile anne emzirebilir. Genel anestezi altındaki sezaryen doğumlarda bile bebeğin annenin göğsüne 3-5 dakika dokundurulması sütün erken gelmesini sağlayabilir. Yani istenildiği takdirde sezaryen doğumlarda da bebekle anne hiç vakit kaybetmeden bir araya getirilebilir.</p>
<p><strong>Yeni doğan bebeğe şekerli su vermek gerekli midir?</strong><br />Hayır. Yeni doğan bebeğin ilk ve tek gıdası anne sütüdür. Anne sütünün olmadığı istisnai durumlarda ise formül sütler verilebilir.</p>
<p><strong>Kesilen anne sütü yeniden gelmeye başlayabilir mi?</strong><br />Kısa süreli ani süt kesilmelerinde eğer anne emzirmede ısrar ederse süt yeniden gelmeye başlar.</p>
<p><strong>Anne sütü doğumdan ne kadar süre sonra artar?</strong><br />Genellikle doğumdan 3 gün sonra anne sütü bebeğin ihtiyacını tam olarak karşılayacak düzeye gelir. 3 haftadan sonra ise maksimum düzeye çıkar.</p>
<p><strong>Sütün bebeğe yeterli gelip gelmediği nasıl anlaşılır?</strong><br />Sütün bebeğe yeterli gelip gelmediğine doktor karar vermelidir. Sütün yetmemesinin en belirgin işareti bebeğin yetersiz kilo almasıdır. Bebek alt sınır olarak ayda 500 gram ve üzerinde kilo alıyorsa, sütün yettiği düşünülür. Bu durumda annelerin ilk 6 ay emzirmeyi bırakmaması gerekir.</p>
<p><strong>Sütü artırmak için hangi gıdaların tüketilmesi gerekir?</strong><br />Süt verimini etkileyen bir çok faktör vardır. Ancak sütü doğrudan artıran mucizevi bir gıda ya da içecek yoktur. Annenin temel beslenme dengesini gözetecek şekilde standart olarak beslenmesi önemlidir.</p>
<p><strong>Sıvı alımı anne sütünü artırır mı?</strong><br />Emziren annelere bol bol sıvı almaları önerilir. Ancak sıvı alımı sütün artması için değil, annenin kendi sağlığı için önemlidir. Emzirme sırasında günde 1- 1.5 litre sıvı kaybına uğrayan annenin bu açığı bol su içerek kapatması gerekir.</p>
<p><strong>Annenin aldığı gıdalar sütün içeriğini değiştirir mi?</strong><br />Annenin çok yemek yemesi sütün protein ve enerji içeriğini fazla değiştirmez. Sadece özellikle Omega 3 yönünden zengin beslenme ya da Omega 3 takviyesi, sütü bu açıdan zenginleştirir. Öte yandan annenin yediği soğan ve sarımsak gibi kokulu gıdalar sütün kokusunu değiştirip, bebeğin memeyi itmesine neden olabilir.</p>
<p><strong>Emzirirken sigara ve alkol tüketilebilir mi?</strong><br />Emzirme döneminde sigara, alkol, kafeinli içecekler ve bazı ilaçlar kesinlikle alınmamalıdır. Çünkü bu ürünlerdeki zararlı etkenler anne sütüyle birlikte bebeğe geçebilir.</p>
<p><strong>Süt verimin etkileyen etkenler nelerdir?</strong><br />Süt verimini etkileyen 3 önemli faktör vardır:</p>
<p><strong>- Genetik yapı:</strong> Bazı anneler bu konuda doğuştan şanslıdır. Bu kadınların süt verimleri çok iyidir.</p>
<p><strong>- Annenin psikososyal durumu: </strong>Anne ne kadar rahat bir yapıya sahipse sütü de o kadar fazla olur. Kaygılı, stresli, takıntılı ve mükemmeliyetçi annelerde süt verimi düşüktür. Ayrıca annenin iyi dinlenip düzenli uyuması süt verimini artıran önemli bir etkendir. İş hayatının yorgunluğu ve stresli ortamı, aile içi sorunlar, annenin geçirdiği hastalıklar, ağrı ve sancılar süt verimini olumsuz etkiler.</p>
<p><strong>- Emzirme tekniğine bağlı hatalar:</strong> Emzirmeye geç başlamak, formül mamaya ve ek besine erken geçmek, bebeğe biberon ya da yalancı emzik vermek, bebeği memeye yanlış yerleştirmek, bebeğin meme başını doğru kavramaması, gece emzirmemek, 5-6 saatten uzun süre emzirmemek verimi düşürür.</p>
<p><strong>Tatlı yemek sütü artırır mı?</strong><br />Tatlı yemek sütü artırmaz. Sadece annenin kilosunu artırır.</p>
<p><strong>Bebeğin kaç yaşına kadar anne sütü alması gerekir?</strong><br />Bebek, ilk 6 ay mutlaka, 1 yaşına kadar kesinlikle, 2 yaşına kadar tercihen, 3 yaşına kadar da keyfe keder emzirilebilir. Anne sütü her yaşta faydalıdır. Her şeyden önce süttür. İlk 6 ay tek başına yeterlidir. 6 ay 1 yaş arasında ek besinlerle birlikte verildiğinde, bir yaşından sonra da bebeğin günlük süt ihtiyacını en doğru bileşimde karşılayan bir besin olarak yararlıdır. Mükemmel bir besin olmanın yanında bağışıklık sistemi üzerine de her yaşta çok büyük faydaları vardır.</p>
<p><strong>Formül mamayla beslenen bebekler ne gibi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalabilir?</strong><br />Mamayla beslenen çocukların obezite, bağırsak, ortakulak, üriner sistem ve üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla, alerjik hastalıklara (egzama, astım, bronşit) yakalanma riski, anne sütüyle beslenenlere göre daha yüksektir.</p>
<p><strong>Emzirmenin anneye ne gibi faydaları vardır?</strong><br />Emzirme, doğum sırasında ve sonrasında annenin kendini daha kolay toplamasını sağlar. Emziren kadın, annelik duygusunu daha yoğun yaşar ve lohusalık depresyonunu daha kolay üstünden atar. Ayrıca emzirmek, meme kanserine yakalanma riskini düşürür ve osteoporozdan korur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akenna.net/anne-sutunun-onemi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sigaranın Zararları</title>
		<link>http://www.akenna.net/sigaranin-zararlari.htm</link>
		<comments>http://www.akenna.net/sigaranin-zararlari.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Oct 2011 21:23:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>epiCa</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Zafer Sadi Özok]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Sigarayla Savaş Derneği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.akenna.net/?p=3240</guid>
		<description><![CDATA[Beyin tümörlerinin yüzde 99&#8242;u, beyin kanamalarının yüzde 85&#8242;i, akciğer kanserlerinin yüzde 97&#8242;si, gırtlak kanserlerinin de yüzde 98&#8242;inin sigara kaynaklı! Türkiye Sigarayla Savaş Derneği Kurucu Üyesi Dr. Zafer Sadi Özok, beyin tümörlerinin yüzde 99&#8242;u, beyin kanamalarının yüzde 85&#8242;i, akciğer kanserlerinin yüzde 97&#8242;si, gırtlak kanserlerinin de yüzde 98&#8242;inin sigara kaynaklı olduğunu söyledi. Sigara içenlerin vücuduna yüzde 15 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Beyin tümörlerinin yüzde 99&#8242;u, beyin kanamalarının yüzde 85&#8242;i, akciğer kanserlerinin yüzde 97&#8242;si, gırtlak kanserlerinin de yüzde 98&#8242;inin sigara kaynaklı!
<p>Türkiye Sigarayla Savaş Derneği Kurucu Üyesi Dr. Zafer Sadi Özok, beyin tümörlerinin yüzde 99&#8242;u, beyin kanamalarının yüzde 85&#8242;i, akciğer kanserlerinin yüzde 97&#8242;si, gırtlak kanserlerinin de yüzde 98&#8242;inin sigara kaynaklı olduğunu söyledi. Sigara içenlerin vücuduna yüzde 15 ila 33 oranında daha az oksijen girdiğine dikkati çeken Özok, bunun öncelikle beyin, kalp ve damarların tahribatına yol açtığını belirtti. Özok, günde bir paket sigara içenlerin vücudunda 20 yılda 7 kilogram is ve katran biriktiğini ifade ederek, tütün dumanında siyanürden fare zehiri arseniğe kadar 4 bin zararlı madde bulunduğunu kaydetti.</p>
<p>Sigara içen kadınların, içmeyen kadınlardan 15 yaş daha fazla ihtiyarladığını vurgulayan Özok, şöyle konuştu: &#8221;Duman dudağa değdiği andan itibaren 8 saniyede beyne ulaşan nikotin, her nefes sigara çekiminde yaklaşık 50 bin beyin hücresinin ölümüne neden olur ve bu ölen hücreler asla yenilenmez. 55 yaşın altındaki kalp krizinden ölümlerin yüzde 80&#8242;i sigara kaynaklıdır. Günde bir sigara içen kişi, her gün bir, 30 yılda da 10 bin kez röntgen çektirmiş kadar radyoaktivite alır. İki paket sigara içen bir kişi ise 30 yılda Hiroşima&#8217;ya atılan atom bombasının öldürücü dozunda radyoaktivite etkisinde kalmaktadır. Erken doğum ve düşüklerin yüzde 80&#8242;inin nedeni sigaradır. Doğacak çocuklarının sakatlık ihtimali, içmeyen annelere göre yüzde 65 daha fazladır. Sigara kullanan annelerin bebekleri, sigara içmeyenlerin bebeklerine göre yüzde 10 zeka eksikliğiyle doğmaktadır. Tiryaki erkeklerin genlerinden P53 geni yok olduğu için çocuklarının ileri yaşlarda kanser olma ihtimali, hiç sigara içmemiş bir babanın çocuklarına göre 5 kat fazladır.&#8221;</p>
<p>Özok, sigara içen kadınlarda kısırlığın 10 kat daha fazla görüldüğünü dile getirerek, sigaranın hem kadınlarda hem de erkeklerde spor ve cinsel yaşamın erken bitmesine yol açtığının da bilinen bir başka gerçek olduğunu söyledi. Bir adet sigaranın, insan vücudunda 2,5 miligram C vitaminini yok ettiğini, bunun ise hastalıklara karşı vücut direncinin büyük ölçüde azalması anlamına geldiğini anlatan Özok, sigaranın neden olduğu ölümlerin, diğer uyuşturuculara göre 13 kat daha fazla olduğunu bildirdi.</p>
<p>Özok, sigara içenlerde ani ölümün, içmeyenlere oranla 10 kat fazla olduğuna işaret ederek, &#8221;Ülkemizde yılda yaklaşık 4 bin kişi trafik kazaları nedeniyle hayatını kaybederken, sigara 115 bin insanın erken yaşta ölümüne yol açmaktadır. Dünyada bir yılda sigara nedeniyle ölenlerin sayısı 5 milyon 500 bin kişiye ulaşmıştır. Her 6 saniyede bir kişi ölmektedir. Sigara içenler, kendilerini öldürdükleri kadar yanlarındaki pasif içicilerin de ölümüne neden olmaktadır&#8221; diye konuştu.<br /> <br /><strong>TÜKETİMDE TARİHİ DÜŞÜŞ</strong><br />4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrol Hakkında Kanun&#8217;un 19 Temmuz 2009&#8242;da yürürlüğe girmesiyle sigara kullanımında yüzde 13 oranında düşüş yaşandığını ifade eden Özok, yasağın başlamasından itibaren ilk 1 yıl içinde sigara kaynaklı kalp krizine bağlı ölümlerde 16 bin civarında bir azalma olduğunu vurguladı.<br />Özok, Türkiye&#8217;de 2008 yılında 5,45 milyar paket olan yıllık sigara tüketiminin, 2009&#8242;da 5,35 milyar, 2010&#8242;da ise 4,65 milyar pakete düştüğünü dile getirdi.</p>
<p>Her yıl 4 bin 500 sigara kullanmayan kişinin tiryaki eş, 5 bin çalışanın tiryaki mesai arkadaşı ve özelikle aralık, ocak, şubat ve mart aylarında olmak üzere 2 bin bebeğin de sigara kullanan anne ve babalarının kurbanı olduğunu belirten Özok, şunları kaydetti: &#8221;Kapalı alanlardaki sigara yasağının hayata geçmesiyle sigara tüketiminde tarihi bir düşüş yaşanmıştır. 2009 yılından itibaren mesai arkadaşları arasındaki ölümlerde yüzde 60&#8242;lık bir azalma olmuştur. Sigara tüketimi 1995 yılındaki (yılda 4,55 milyar paket) seviyeye inmiştir. 1995 yılından bu yana 12 milyon nüfus artışı da (1995&#8242;de 62 milyon, 2010&#8242;da 74 milyon nüfus) dikkate alındığında kişi başı tüketimin ciddi oranda azaldığı görülecektir. Yasakla birlikte halka açık kapalı alanlarda yüzde 95, iş yerlerinde yüzde 70, evlerde ise yüzde 15 oranında pasif içicilik engellenmiştir.&#8221;</p>
<p>AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akenna.net/sigaranin-zararlari.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

